15 Aralık 2013 Pazar

Rüya Gibi Geldi/ Rüzgâr Gibi Geçti…

Ömrün en güzel ânıydı sevdiceğim,
Rüya gibi geldi, rüzgâr gibi geçti.
Emsalsizdi hoş kokulu gül çiçeğim
 Rüya gibi geldi, rüzgâr gibi geçti…

Fâni hayatı yaşamaya zaman yok,
Yüreğime saplanmış sevdan, kızgın ok…
Sanma ki vakit erken, sanma vakit çok,
Rüya gibi geldi, rüzgâr gibi geçti…
                                                              
Kapanırdı açılan bütün yaralar,
Eğer senle yaşansaydı hatıralar.
İmrenirdi candan sevişen kumrular 
Rüya gibi geldi, rüzgâr gibi geçti…

Keşke bu can seni ezelde bulsaydı,
Keşke varlığım hep yanında kalsaydı,
Keşke gönlüm aşkınla sermest olsaydı,
Rüya gibi geldi, rüzgâr gibi geçti…

İki can şu hicranı silebilseydik...
Her vuslatta muhabbet bulabilseydik,
Tarifsiz bir aşk ile gülebilseydik...
Rüya gibi geldi, rüzgâr gibi geçti…

Bir gonca güle meftun olmuşken gönül...
Bir değil, bin bir  dertle solmuşken gönül...
Niyazkâr sevdanızla dolmuşken gönül;
Rüya gibi geldi, rüzgâr gibi geçti…
09.11.2013
Köksal CENGİZ(Niyazkâr)

 13.03.2013





Bir Sır…
Aşkı küçümseyip, hor görme sakın!
Sevdayla yanana “bir kor” demişler…
Firkatin acısı ecele yakın,
Vuslatı canana “git sor! ” demişler.

Çekmeyen ne bilsin aşkın halinden,
Pervane kavrulur aşk alevinden.
Vazgeçmek mümkün mü yâr hayalinden?
Hasretle anana “düş kur!” demişler.

Dünyada her lezzet aşk ile vardır,
Kalplerin fethine bir anahtardır.
Aşktan mahrum olmak külli zarardır,
Vadinden dönene“ bin nâr” demişler.

Seven sevdiğine hep mihman olur
Hak için sevişen şaduman olur…
Âşıklar aşk ile imtihan olur,
Yusuf u Kenan’a “bak gör!” demişler.

Gönlümün sultanı, ey emsalsiz yâr?
Hicranın bağrımı oydukça oyar...
Cennet niyaz eyler senle Niyazkâr;
Muradın cinana “ bir sır” demişler.
24. 07.2012

Köksal CENGİZ(Niyazkâr)

10 Aralık 2013 Salı

“Söyle balam haralarda galmışsan?
Senden ayrı galan könlüm hoş değil.
Menden geçip, yad ellere dalmışsan,
Bilesen ki könlüm sene boş değil”

15.09.2013
“Geceler sessiz, geceler ayaz…
   Bu kara sevda, gönlüme sığmaz.
   Bir ömür yetmez, seni sevmeye;
   Uğruna bin bir ömür bile az…”
    06.12*2013


“Varlığın, gönlümde emsalsiz hoşluk…
Yokluğun, ruhumda tarifsiz boşluk…
Demlesin yüreğim bir ömür sende;
Sürsün sonsuza dek eşsiz sarhoşluk…”

30.10.2013

6 Aralık 2013 Cuma




OLMUŞ
Nice sözler yalan olmuş,
Dost bağımız talan olmuş.
Engel girmiş aramıza;
Yollar bile yılan olmuş,
Gurbet elde kalan olmuş.

Canımızdan çok severdik,
“Milletim!” deyip, överdik.
Tuz basmışlar yaramıza;
Bağrımızı delen olmuş,
Tefrikayla bölen olmuş.

Hatır sayıp soran vardı,
Düşü hayra yoran vardı.
Hain dolmuş yöremize;
Gülistana olan olmuş,
Gonca iken solan olmuş.

Katlime ferman yazılmış,
Ecelim “derman” yazılmış.
Nifak girmiş töremize;
Kahkahayla gülen olmuş,
Nahak yere ölen olmuş.

Susma, haykır! Niyazkâr’ım!
Ezel vardım, ebet varım.
Âlem şahit naramıza;
Tekbir’lerle dalan olmuş,
Hak yolunu bulan olmuş.
25.09.2011
Köksal CENGİZ (Niyazkâr) 

4 Aralık 2013 Çarşamba

iNCİNSEN DE İNCİTME!
 Gönül sazı çalan Hak âşığından,
Ne perde incinir, ne tel incinir.
Kim der ki vazgeçer kul mâşuğundan,
Ne bülbül incinir, ne gül incinir.

Bir ömür mahveder hicran ateşi,
Ecelse an be an bırakmaz peşi,
Her kimin var ise mahbup bir eşi,
Ne dudak incinir,  ne dil incinir.

 Dostundan ayrılmaz sadık dost olan,
 Üstünde yükselir nefsi post olan
Leyla’ya ulaşır “Leyla” kast olan,
Ne Mecnun incinir,  ne çöl incinir…

Rabbin rızasına ermeği dene,
Yarını tanzim et bakarak düne,
Mürşidi kâmille eğil hak yöne;
Ne yolcu incinir, ne yol incinir.

Mevla’dan ayrılan kalmaz mı naçar?
Fırsat elde kuştur tutmazsan kaçar,
Niyazkâr meccanen inciler saçar,
Ne kendi incinir, ne el incinir.


Köksal CENGİZ(Niyazkâr)