4 Aralık 2013 Çarşamba

iNCİNSEN DE İNCİTME!
 Gönül sazı çalan Hak âşığından,
Ne perde incinir, ne tel incinir.
Kim der ki vazgeçer kul mâşuğundan,
Ne bülbül incinir, ne gül incinir.

Bir ömür mahveder hicran ateşi,
Ecelse an be an bırakmaz peşi,
Her kimin var ise mahbup bir eşi,
Ne dudak incinir,  ne dil incinir.

 Dostundan ayrılmaz sadık dost olan,
 Üstünde yükselir nefsi post olan
Leyla’ya ulaşır “Leyla” kast olan,
Ne Mecnun incinir,  ne çöl incinir…

Rabbin rızasına ermeği dene,
Yarını tanzim et bakarak düne,
Mürşidi kâmille eğil hak yöne;
Ne yolcu incinir, ne yol incinir.

Mevla’dan ayrılan kalmaz mı naçar?
Fırsat elde kuştur tutmazsan kaçar,
Niyazkâr meccanen inciler saçar,
Ne kendi incinir, ne el incinir.


Köksal CENGİZ(Niyazkâr)
AYRI GÜZEL…
Haşmetli mazinin neyini desem…
Dünü ayrı güzel, gün ayrı güzel…
Avamı, paşası, beyini desem;
İman ayrı güzel, din ayrı güzel...
 
Tarihi yeniden yazmadan önce,
Hainler içime sızmadan önce,
Kâfirler kudurup azmadan önce;
Zaman ayrı güzel, an ayrı güzel…

Saadet asrına hayran devirler,
Çağları aşıp da, Mevlâ’yı “Bir”ler…
Hakkın vekiliydi, Sultan, Emirler;
Makam ayrı güzel, şan ayrı güzel…

Hoca Ahmet Yesevi’den bu yana,
Alpaslan’dan Yavuz Selim sultana,
Genç Fatih’ ten muhteşem Süleyman’a
Hakan ayrı güzel, Han ayrı güzel…

Gıptayla anarım eski günleri,
Üç kıtada saklı, haklı ünleri…
Bin bir gece sürdü her düğünleri,
Canan ayrı güzel, can ayrı güzel…

Ceddiyle övünsün gelecek neslim,
Türkümüz çığırsın nice hoş seslim,
Emanet, olmasın yadlara teslim;
Sinan ayrı güzel, sin ayrı güzel…

Yeter küçüldüğüm, bu kadar yeter!
Terk ettiğim yerler gözümde tüter…
Yine “bin atlıyla”, çalınsın mehter,
Gülbank ayrı güzel, “gön” ayrı güzel…

Hak, hukuk, adalet timsali hilal!
Bilirim yüzünde niyedir, celal…
Olsun varlığımız,  varımız helal…
Vatan ayrı güzel, sen ayrı güzel…

Niyazkâr’ım nerde Hakk’a ahidim?
Öz yurdumda alçaklığa şahidim;
Telef edilmesin boşa yiğidim…
Şeref  ayrı güzel…Şan ayrı güzel
04.05.2013
Köksal CENGİZ(Niyazkâr)





3 Aralık 2013 Salı

OLAYDIM
Gece düşünde,
Gündüz işinde,
Her an peşinde,
Olaydım gönül.

Sevmeye hazır,
Gönlüne huzur,
Emrine nazır,
Olaydım gönül.

Gönlünün gülü,
Hasretin yeli,
Aşkından deli,
Olaydım gönül.

Sana kavuşan,
Sevdanla coşan,
Doldukça taşan,
Olaydım gönül.

Hasretin yakar…
Şimşekler çakar…
Yârin Niyazkâr,
Olaydım gönül.

09.10.2013
Köksal CENGİZ(Niyazkâr)








Servi Boylum
Şu arsız dünyanın yalan düşüne,
Aldanıp da kanma, gel servi boylum!
Ağyarı dost sanıp, düşme peşine;
Kavrulup da yanma, gül servi boylum!

Bu sevgim sinene yük müdür, söyle!
Gönlünde yerimiz yok mudur, söyle!
Böyle çekip gitmek hak mıdır, söyle! 
Sana vurgun kalpte kal servi boylum!

Ruhumu dağlamış sevda ateşin,
Bilirim âlemde bulunmaz eşin,
Son nefese kadar bırakmam peşin;
Gönül peteğimde bal servi boylum!

Gündüz hayalimde gece düşümde,
Varlığın güç verir her bir işimde,
Sevdiğim de sensin, ebet eşim de;
Açılsa vuslata yol servi boylum!

Yüce dağın başı kar değil nedir?
Yüreğimde yanan kor değil nedir?
Aşkının alevi nâr değil nedir?
Çavlan ol bağrıma dol servi boylum!

Engeller devleşir, endişe artar,
Geceler gündüze hep hüzün tartar…
Gel de Niyazkâr’ı çileden kurtar;
Birlikte huzuru bul servi boylum!
08.10.2013
Köksal CENGİZ(Niyazkâr)










OY BALAM!
Şu könlün feryadını,
İnsaf eyle, duy balam!
An sevdiğin adını,
Al könlüne koy balam!

Sevda çözülmez çile…
Sevenler düşer dile…
Âşık oldum bir güle,
Aklım aldı vay balam!

Bu derde yoktur çare,
Yüreğim pare pare…
Pervane oldum yâre,
Canım kurban say balam!

Yanıp kül olmak nedir?
Tevekkül olmak nedir?
Hakk’a kul olmak nedir?
Gel emrine uy balam!

Feda olam o sese,
Baş tacıdır ne dese.
Yâr benzemez heçkese;
Bu nasıl bir soy balam?

Niyazkâr’am kadersiz…
Günüm geçmez kedersiz…
Kim demiş ki kul dertsiz,
Her âşık bin oy! Balam…

06.10.2013

K:CENGİZ(Niyazkâr)
SÖYLE!
Akşamın hüznü siner boğazın üzerine,
Gönlüm seni arzular hep derinden derine…
Martılar çığlık çığlık sevdamı anlatırken;
Hicranın oku vurur, vuslatının yerine…”
Söyle kim ölüm biçti bu aşkın değerine?

Ebruli bulutları seyrederim sen yoksun…
Yalpalayan kayıklara meylederim sen yoksun…
Silinir büsbütün güzelliği İstanbul’un;
Bizans yosmaları fıkırdaşır birbirine… 
Söyle kim ölüm biçti bu aşkın değerine?

Alışamadım ki sensiz yaşamaya gülüm!
Varsın çıkagelsin, sen gelmeyeceksen  ölüm..
Ne Hisar’da ne Üsküdar’da eski lezzet var;
Bilmem Niyazkâr da benzer mi diğerlerine?
Söyle kim ölüm biçti bu aşkın değerine?
16.11.13


“Acep sen hiç gördün mü sevmeden yananını…
Gönülden seven kadar, gönülden ananını…
Âşığın gözü kördür, görmez mâşuktan başka;
Dünyalara değişmez sevdiği canânını…”

12. 11.2013
“Sevmişsen bir kere, yüreğine sor!
Ölüm mü beterdir, bir hicran mı zor?
Yananın hâlinden en çok o anlar;
Divane bir âşık baştanbaşa kor…”

  12.11.2013

9 Temmuz 2013 Salı

Sevdiğim


SEVDİĞİM
Bir name uçurdum o nazlı yâre,
Dedim tez vakitte ala sevdiğim.
Şu türküyü yaktım artık son çare,
Belki beğenip de çala sevdiğim.

Gündüz hayalimde, gece düşümde,
Bir ceren arzusu yanar döşümde.
Pervane olmuşum aşk ateşinde,
Savursun külümü yele sevdiğim.

Akıl başta kalmaz insan sevince,
Can mı cana yanar,  canan mı sence…
Bu hicran tükensin inceden ince,
Vuslatım gönlüne dola sevdiğim. 

Acep bilir misin ne ahvaldeyim?
Bir Mecnun misali hâlden hâldeyim...
Kâh uçsuz bir çölde, kâh Zühal’deyim;
Beklerim yad elden gele sevdiğim.

Sen bahtıma konan gökçek bir kuşsun,
Şakısın yüreğin coştukça coşsun.
Dudağın dem tutsun, dilin konuşsun;
Beş vakit Mevlâ’dan dile sevdiğim.

Gözlerim endamın seyrine dalsın,
Gülüşün aklımı başımdan alsın.
Ateşim içinde bir ömür kalsın,
Sonra taşıp dönsün sele sevdiğim.

Ne yaman düşürdü felek ağına,
Aşk otağı kurdum gönül dağına,
Bir buse arz ettim gül dudağına,
Sanırsın ki benzer bala sevdiğim.

Kaç gece beyhude adını andım,
Kaç gece düşlerden senle uyandım,
Kaç gece nârından dağlandım yandım;
Dumanım tütüyor hâlâ sevdiğim.

Aşkınla yoğrulup, inledim kaç kez,
Aşkınla doğrulup, ünledim kaç kez,
Aşkını okuyup, dinledim kaç kez;
Bir ceylan yavrusu bala sevdiğim.

Bu sevda uğruna olmuşum köle,
Kem nazar değmesin nazenin güle.
Çağır sevdiğini sevinçten öle;
Olsun gurbetimiz, sıla sevdiğim.

Niyazkâr’ım neyleyeyim, ne deyim?
Sensiz olan cenneti ben nideyim?
İrem bağlarında düğün edeyim;
Sonsuz bayramımız ola sevdiğim.
23.04.2013
Köksal CENGİZ(Niyazkâr)